19 Kasım 2011 Cumartesi

Müzik Oyunları Türü Küllerinden Yeniden Doğdu: Rocksmith

Karıma kötü haberi yağmurlu bir sonbahar gecesinde verdim. Gecenin bir yarısı Kore kökenli bir internet alış veriş sitesinden bir PS3 oyunu siparişi vermiştim. Bu O'nun için, yine TV yi ele geçireceğim, O'nun kuaförden yeni çıkmış halini farketmeyeceğim yeni bir süreç demekti. İşin kötüsü ben ne zaman yurt dışından PS3 için oyun siparişi verme burcuna girsem, dolar yükseliş eğilimine girerdi ve bu sefer de farklı olmadı. Evet karımdan fırça yedim. Ama size söylüyorum, bu oyun kesinlikle bu sıkıntıyı çekmeye değer.

Son bir yıldır kendi kendime gitar çalmayı öğrenmeye çalışıyordum. Youtube videoları, internet siteleri, birkaç gitar metod kitabı derken parmak uçlarımda biraz nasır geliştirmeyi ve bir yılın sonunda, karıma “neşeye şarkı” ve “daha dün annemizin..” şarkıları ile serenat yapmayı başarmıştım. Bu olağanüstü başarım için, yoğun çalışma saatlerim, gitarı elime alır almaz hevesle koşup gitarımın tellerine rastgele vurmaya başlayan üç yaşındaki kızım, kendime uydurduğum bahanelerdi.
Hepimiz hayatımızın bir döneminde gitar çalmak istemişizdir. Biz erkekler için, kumsal, gitar ve “akdeniz akşamları” kızların kalbine giden kestirme yolu aydınlatır. Sonra...Sonra rüyadan uyanırız...Ve geriye müzik kalır. Gitar çalmayı, kimse için değil ama sadece kendiniz için, bir telin titrerken çıkardığı frekansların kalbinizde oluşturduğu titreşimleri hissetmek için istersiniz.

İstediğinizi alacaksınız.

Sadece TV nizin aydınlattığı karanlık bir odada, gitarınız ve siz harika bir yolculuğa çıkacaksınız. Özellikle de daha önce hiç gitar çalmadıysanız. Çünkü yukarıdaki başlıkta da ismini gördüğünüz Rocksmith oyunu size bunu vaadediyor. Rocksmith tam olarak bir oyun sayılmaz aslında. Bir gitar eğitim yazılımı olarak da görmek mümkün. En azında yapımcı Ubisoft firması bu şekilde görünmesi için oldukça uğraş verdi. Katıldıkları fuarlarda internet üzerinde yaptıkları tüm tanıtımlarda oyunun eğitim yönü üzerinde oldukça durdular ve özellikle eline daha önce hiç gitar almamış insanlara gitar çaldırabileceklerini iddia ettiler. Yazılım, kompetitif özellikleri ve sadece eğlenceli olduğu için bile oyun kategorisinde olmayı hakediyor ama aslında gerçekten de bu yazılım bize gitar çalmayı öğretmeyi amaçlıyor.

Bu oyunu Gitar Hero ve Rockband gibi ritm oyunları türüne sokmak haksızlık olacaktır. Bu güne kadar çıkmış oyunlarda plastik bir oyuncak gitarda doğru zamanda doğru tuşa basmakla yetiniyordunuz. Ve “mış” gibi yapıyordunuz. Bir rock yıldızıymışsınız gibi.. Oysa Rocksmith kucağınıza gerçek bir gitar veriyor ve eğer başarabilirseniz belki de gerçek bir rock yıldızı olursunuz. Çeyrek inçlik jak çıkışı olan herhangi bir gitar bu oyun için yeterli. Evde daha önceden gitarınız varsa yeni bir gitar almanıza gerek yok. Eğer gitarınız yoksa, Epiphone marka bir gitarla birlikte gelen bundle versiyonu tercih edebilirsiniz. Ya da benim gibi yapıp işten anlayan birisine danışır güzel bir elektrogitar alırsınız. Gitarı oyun konsoluna bağlamak için gerekli olan kablo oyunla birlikte geliyor ama çokluoyuncu modu için ek kabloyu ayrıca satın almanız gerekecek. Gitarınızın elektrogitar olmasına gerek yok, çeyrek inçlik çıkışı olan akustik bir gitar da iş görür. Ama sizi uyarmalıyım, oyunun şarkı listesi bir elektrogitarı gerektiyor. Şu an itibari ile oyunda bas gitar uyumu yok ama 2012 ortalarında bas gitarları da kullanabileceğiz. Oyun 50 şarkı içeriyor ama oyun çıkalı üç hafta kadar olmasına rağmen indirilebilir içerikler yayınlanmaya başladı bile. Nirvana, Muse, Soundgarden, Lenny Kravitz, Rolling Stones vb geniş bir yelpazeden rock tatları alabileceğiz. Avrupa piyasasında aynı isimde bir müzik grubu bulunması, şarkıların yayım hakları vb nedenlerden dolayı oyun şu anda sadece Kuzey Amerika'da yayınlanmış durumda. Yılbaşından sonra Avrupa, Asya ve Avustralya versiyonlarının çıkması bekleniyor. Oyun Xbox, PS3 ve PC için çıkacak.

Oyunla birlikte gelen kablo gayet güzel çalışsa da teknik sıkıntılar yok değil. Örneğin PS Eye vb başka bir USB cihaz PS3'e bağlandığında, teknik sıkıntılar yaşanabiliyor. Bunun yanında zaman zaman yazılım, bastığınız notaları algılayamayabiliyor. Forumlarda bunun pek çok sebebi olduğu söyleniyor. Öncelikle gitarınızın intonasyon ayarının yapılmış olması gerekiyor. Ayrıca her şarkının başında beliren akord aracının pek başarılı olmadığı, gitarın akordunun ya oyunun ana menüsündeki akord aracı ile ya da oyun dışı diğer yöntemlerle yapılmasını öneriyorlar.

Nadir görülen bu teknik sıkıntıların yanında oyunun işleyişi ile ilgili de birkaç sıkıntı var. Oyun, yeni çalmaya başladığınız bir şarkının önce bazı notalarını size gönderiyor. Siz bunları başarınca bir sonraki çalışınızda bazı şarkılarda birden size karmaşık akorlar göndermeye başlıyor. Haliyle siz bunu başaramayınca tekrar önceki daha basit hale dönüyor. Buna dinamik zorluk diyorlar ve her oynayışınızda aynı şarkıyı farklı nota adeti ile deniyorsunuz. Bu durumda iki seçeneğiniz var. Birincisi oyun içinde riff repeater denen uygulamayı kullanabilirsiniz. Bunda şarkının sadece zorlandığınız kısmını nota nota değişik hızlarda çalışabiliyorsunuz. Ya da benim daha çok kullandığım yöntem, oyunu kapatıp, öğrendiğiniz kısmıyla şarkıyı çalışıp daha sonra oyuna geri dönebilirsiniz. Oyunu kapatacaksam niye en baştan bu oyunu aldım, internet tablarını alır çalışırım dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız ama aslında oldukça güzel bir uygulama olabilecekken, riff repeater'ın kullanışsız olmasının bir sebebi var. Riff repeater ile sözkonusu riff'i sadece 5 kez çalışabiliyorsunuz, sonrasında menüler arasında tekrar dolaşıp aynı uygulamayı tekrar açmanız gerekiyor. Forumlarda en sık şikayet edilen şey riff repeater'ın bu 5 hakla sınırlı olması durumuydu ve geliştiricilerle yapılan bir sohbette, bunun düzeltileceğinin sözü alındı.

Yukarıda bahsettiğim öğrenme ile ilgili sıkıntı yüzünden daha önce eline hiç gitar almamış bir insan için Rocksmith oldukça zor bir oyun. Oyun ilk açtığınız andan itibaren size bir eğitim rotası çiziyor ve oyunun önerileri doğrultusunda ilerlerseniz, ilk 3 seviye oldukça rahat geçiliyor fakat sonrasında oldukça yavaş ilerleniyor. Şarkıların tek nota versiyonu, akorlu versiyonu veya combo versiyonu olabiliyor. Benim önerim önce tek nota versiyonlarını çalışmanız. İlk başlarda akor basmak zor gelecek. Hammer on, pull off vb gitar tekniklerinin çalıştırıldığı egzersiz bölümleri de ilk bitirilmesi gereken bölümlerden. Doğrudan şarkıları çalmaya çalışmak, yeni başlayan biriyseniz hevesinizi kırabilir. Bazı şarkılar gerçekten zor. Size kolay gelen şarkıları master moduna kadar çalışıp ondan sonra diğer şarkılara geçmeniz daha mantıklı.

Eğer yeterince çalışmış ve kendinize güveniyorsanız, oyun boyunca açılan çeşitli mekanlarda seyirci karşısında çaldığınız “event”lere katılıp puan toplamaya başlayabilirsiniz. Önce küçük barlarda çıkıyorsunuz. Tecrübe kazandıkça daha büyük yerlerde çalmaya başlıyorsunuz. Bu söyleyeceğimi hiçbir yerde okumadım, ama benim hayalim oyunu koca bir stadyumda çaldığımız bir konserde bitirebiliriz belki de...

Çokluoyuncu modunda iki kişi gitarları ile birbirine karşı değil ama aynı şarkıyı beraber çalabiliyor. Siz tek nota versiyonunu çalarken arkadaşınız akor versiyonunu çalarak size eşlik edebilir mesela. Henüz buna yönelik bir işaret yok ama ben bir elektro ile bir bas gitarın beraber çalabildiği bir çokluoyuncu modunu hayal ediyorum. Oyuna bas gitar desteği geldiğinde bu hayalimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini göreceğiz.

Forumlarda geliştiricilerden en çok istenen şeylerden biri de, kullanıcıların kendi içeriklerini oluşturup internete koyarak diğer insanlarla paylaşabileceği bir editör modu. Böylece biz kullanıcılar, indirilebilir içerik açısından geliştiricilerin insafına kalmamış olacağız. Fikir harika olsa da yapımcı firmadan henüz bu yönde hiçbir olumlu işaret yok. İçimden bir ses Rocksmith 2'yi beklemek zorunda kalacağız diyor. Eğer beklentiler gerçekleşirse ben de “Koşu bandında 15 kilometre” isimli muhteşem şarkımı insanlarla paylaşmayı planlıyorum.

Gitar çalmayı öğrenmeye çalıştığım son bir yılda elde ettiğim ilerlemenin daha fazlasını bir haftada Rocksmith ile elde ettiğimi söyleyebilirim. Bu yüzden gitara yeni başlayacak insanlara bu oyunu gönül rahatlıkla önerebilirim. Ama bir şartla. Çok sabırlı olmaları gerekiyor. Yukarıdaki paragraflarda bahsettiğim gibi tıkanma yaşadığınızda ve artık daha fazla ilerleyemediğinizde işin ucunu bırakmamanız ve sürekli tekrar ederek çalışmanız gerekiyor. Ayrıca Rocksmith tek başına yeterli bir araç değil. Diğer kaynakları da takip etmelisiniz. Eğer tek başınıza gitar çalmayı öğrenmek istiyorsanız Rocksmith, motivasyon ve eğlenceli bir egzersiz ortamı sağlamada iyi bir araç olsa da; nota bilgisi öğretmediği için gitar metod kitaplarından ve internetten mutlaka müzik bilgisi eğitimi de almalısınız. Bunun için size Youtube'dan Selim Işık'ın derslerini takip etmenizi öneririm. Bir diğer bedava sitede de justinguitar.com. Bu iki kaynak da yeni başlayanlar için harika bilgiler veriyor.

Gitar tekniğinizi geliştirebileceğiniz teknik egzersizlerinin bulunduğu bölümler haricinde, eğlenceli mini oyunlardan oluşan guitarcade bölümü ile de gitar tekniğinizi ilerletebilirsiniz.



Oyun ile ilgili en sevdiğim özelliklerden birisi de, siz oyunda ilerledikçe açılan bir ampli modunun bulunması. Puan kazandıkça yeni ampli markaları, efekt pedalları vb ekipmana erişebiliyor ve konsolunuzu istediğiniz şekilde ayarlayıp kullanabildiğniz bir ampliye çevirebiliyorsunuz.



Oyuna başlayalı henüz bir ay olmadı ve ben oyunun daha çok başındayım. Sızlayan parmak uçlarım ve sol elimdeki kramplar nedeniyle oyun süremi günde 30-45 dakika civarında tutabiliyorum. Henüz üçüncü seviyede olmam nedeniyle bu yazıyı bir ön inceleme olarak değerlendirmek gerekir. Kim bilir belki bir yıl sonra oyun hakkındaki son düşüncelerimi bir rock yıldızı olarak bir basın toplantısında açıklayabilirim. O zamana kadar bu oyuna 5 üzerinden 4 puan veriyorum.

Rocksmith Dinamik Zorluk Seviyesi:

Yeni gitar çalmaya başlayacaklara öneriler:

şarkılarda %90 civarı ilerlemeden eventleri oynamayın. Oyun size sürekli önerilerde bulunacak. Fakat bence oyunun önerilerini takip etmekte acele etmeyin. Bİr şarkıda %20 ler civarına gelince hemen event listesine alıyor ama dediğim gibi event leri oynamak için %90 lar civarında ilerlemeyi bekleyin. Bir şarkıda master olmadan sonraki şarkılara geçmemenizi öneririm. Şarkıların önce single note versiyonlarında master düzeyine ulaşmanızı öneririm. Yeni başlayanlar için akor versiyonları zor gelecektir. Oyunun başında ilk master olmanız gereken şarkılar bence şunlar.

Breed

In bloom

Go with the flow

I cant get no satisfaction

Next girl

Number Thirteen

Surf Hell

Where is my mind

27 Eylül 2011 Salı

ALTAR


Hepimiz küçüklüğümüzde küçük plastik askerlerle oynamışızdır. Benim neredeyse bir ordum vardı. Keşke onları saklayabilseydim. Onları iki gruba ayırır, yastıkları yere serer, yastıkların üzerine örttüğüm bir battaniyeye kıvrımlar vererek vadiler, tepeler oluşturur, askerlerimi savaştırırdım. Tabi hiçbir kural yoktu, hangi asker diğerini daha önce görürse galip gelirdi. Kuralların önemi de yoktu, önemli olan benim hayal dünyamda yaşadıklarımdı. Büyüyünce, çocukluğumda yaptıklarımı bazı erişkinlerin hala yapmaya devam ettiklerini gördüm. Plastik veya metal minik asker figürlerini alıp, evler, ağaçlar, tepelerden oluşan harika masaüstü ortamlarında saatler süren savaşları oynadıklarını gördüm. Çocukluğumda içimde yanan ateş tekrar uyandı.

Bazıları işi daha da ileri götürüp kendi minik askerlerini kendileri yapmaktaydı. Heykeltraşlar kadar yetenekli minyatür sanatçıları gördüm. Yurtdışından aldığım dergilerde ciddi alışverişlerin döndüğü oldukça büyük bir pazar, büyük bir sektör olduğunu gördüm. Tarihçiler kadar ciddi araştırmalar yapan amatör minyatürcüler, tarihsel dönemlerde bir askerin nasıl görünmesi gerektiğini en ince ayrıntılarına kadar ortaya döküp, meraklılarına bu minyatürleri satmaktaydılar.

Ciddi olarak içine hiç girmediğim, hep kenarda durup seyretttiğim tüm bu süreç boyunca bir şeyi farkettim. Çeşitli “genre”lar oluşmuştu. Napolyon dönemi, ikinci dünya savaşı, birinci dünya savaşı vb dönemlerine ait minyatürler ve savaş kuralları kendi meraklılarının takibindeydi. Fakat bu koca dünyada bize ait neredeyse hiçbir şey yoktu. Sadece bir kez bir dergide, malazgirt savaşının masaüstünde figürlerle oynananarak yeniden canlandırıldıği bir savaş raporunu okuduğumu hatırlarım.

Oysa 600 yıllık Osmanlı dönemi, Kurtuluş savaşı, muazzam altyapıları olan dönem ve “genre” lardır. İsterdim ki, Osmanlının askerlerinden oluşan ordularla eski savaşlar yeniden canlandırılsın. O dergilerde osmanlının figürlerini satan ilanlar olsun. Ama yoktu.

Uzun zamandır ilgilenmediğim bu alanda ülkemizde güzel gelişmeler oduğunu öğrendim. Ankarada yaşayanlar, maketçiliği ve savaş tarihi araştırmalarını tutkusu haline getiren, bu alanda kitaplar yazan Abdullah Turhal'ın 05.03.2011 tarihinde Tunalı Hilmi'de açtığı yeni mekanı ALTAR'ı ziyaret edebilirler. Gidenler, tüm ölçeklerde maketleri, minyatür figürleri, askeri tarih kitaplarını ve diorama aksesuarlarını bulabilirler.

www.altarmodeling.com

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Geri Dönüş...

Terazisinin ayarı bozulmuş bir yargı kararı sonucu, bir bloga ulaşılamasın diye tüm blogspotun kapatılması gibi absurd bir nedenle uzun zamandır yeni bir blog kaydı yapmamıştım. Bir yandan da Antalya'daki aile hekimliği geçiş dönemi yoğunluğunda zaten pek zihinsel enerjim de yoktu doğrusu.
PS3 te çok sevdiğim The Eye of Judgment oyunu için hazırladığım bu blog, Sony'nin oyunun ipini çekmesi nedeniyle daha çok kişisel oyun-hobi dünyamı paylaştığım bir blog haline dönüştü. Çok sık blog girişi yaptığımı söyleyemem, zaten hobilerime çok fazla vakit ayırabildiğimi de söyleyemem. Yine de paylaşmak istediğim şeyler olduğunda burada yazmak hoşuma gidiyor. Facebook ve benzeri sosyal medyanın en büyük eksiği bence bu. Status update tarzında kısa paylaşımlar blogun yerini tutmuyor. Ben, facebook sayfama girdiğimde takip ettiğim insanların güncel konular hakkında, hayatlarında olmasını istedikleri şeyler hakkında daha geniş bir şeyler yazabilmelerini isterim. Birbirimizde gördüğümüz videoları başkalarıyla paylaşmak sosyalleşmek midir emin değilim.
Herneyse, oyun dünyamda durumu güncelleme adına söylemem gereken en önemli şey sanırım benim gibi bir PS3 fanboy'unun Nintendo Wii almış olması ve bu cihazla gerçekten eğlenmekte olduğudur.
Wii nin grafik kalitesi PS3 ün yanına bile yaklaşamaz. Bunu kabul etmek gerekir. Oyunlarının çoğu satıldıkları fiyatın yarısını bile haketmiyor. Eğer Wii oyunları bu fiyatlardan satılıyorsa, bence PS3 oyunları şu anda satıldıkları fiyatların 2 katına satılmalı.
Ama Wii nin çok büyük bir avantajı var. Üç yaşındaki kızım rahatlıkla oynayabiliyor. Oyun mekanikleri, cihaz, inanılmaz kullanıcı dostu. Herşey çok kolay ve sezgisel olarak keşfedilebiliyor. Ailecek eğlenebiliyorsunuz. PS3 ve Move'un şu anda en büyük eksiği ve Wii yi geriden takip ettiği nokta ise parti oyunları. Sports Champions ve Start The Party dışında henüz göz dolduran move oyunu yok. Oysa Wii nin oyunlarının büyük çoğunluğu Move'un şu anda doldurmaya çalıştığı alanı çoktan istila etmiş durumda. Wii yi henüz tanıma evresindeyim, bir süre sonra burada beğendiğim Wii oyunları ile de ilgili birkaç blog girişi yapabilirim. O zamana kadar ailecek eğlenmek istediğimizde Wii'yi, Floransa sokaklarında Ezio ile dolaşmak istediğimde de PS3'ü açmayı planlıyorum.

29 Ocak 2011 Cumartesi

NGP A.K.A. PSP 2 Açıklandı

Bir süredir internette hakkına dedikodular okuduğumuz PSP 2 nin gerçek olduğu ortaya çıktı. Açıklananlar, bu zamana kadar ortalıkta dolaşan söylentilerden daha iyi özelliklere sahip bir cihazı ortaya koyuyor. Her ne kadar cihazın adının PSP 2 olması beklenmekteyse de, adının NGP (New Generation Portable) olduğu açıklandı. Bu soğuk ismin altında ise çok sıcak, insanı heyecanlandıran teknolojiler yatmakta.

Geçtiğimiz yıl E3 te açıklanan üç boyutlu ekranı ile gönülleri fetheden Nintendo 3D DS, taşınabilir cihazların en dikkat çeken, en arzulanan objesi durumundaydı. PSP ise grafik kalitesinin düşüklüğü ve iyi oyunlarla desteklenmemesi sebebiyle popülarite olarak taşınabilir cihazlarda iPhone'un bile gerisine düşmekteydi. Sony'nin taşınabilir cihazlar alanında iPhone ve Nintendo karşısındaki uzun süren sessizliği meğerse fırtına öncesi sessizlikmiş. CES 2011 fuarında açıklanan PSP 2 (NGP) oyun sitelerinde fırtına gibi patladı çünkü. Cihazın teknolojik özelliklerinin tanıtılması için hazırlanmış demo Uncharted vb oyunlar ve cihaz oyun sitesi editörlerinin ağızlarını oldukça sulandırmış gibi. Grafik kalitesi PS3 e yakın olan oldukça güçlü bir cihaz, dokunmatik OLED ekran, uzun zamandır istenen çift analog kontrol, ön ve arkada iki ayrı kamera, GPS, 3G, Wi-Fi, Bluetooth, arkada dokunmatik kontrol alanı ve hareket sensörleri yaratıcı oyun firmalarına değişik oyunlar yaratabilme imkanı sunabilir.

Yorumcular, NGP nin iki konuda handikabı olduğunu düşünüyor. Birincisi, bu kadar güçlü ve donanımlı bir cihazın pil ömrü ne olabilir? Bir iki saatlik oyun keyfi taşınabilir cihazlar için yetersiz kalabilir. Bir diğer konu da cihazın fiyatı. PS3 kalitesinde grafikler, ileri teknoloji, aşırı pahalı bir cihazın habercisi. Amerikadaki satış fiyatının 300 USD civarı olabileceği tartışılıyor ki; bu bizim ülkemiz için PS3 fiyatına denk rakamlara tekabül edebilir. Aynı fiyata koca ekranda oyun oynayabilmek varken, neden ufak ekranda oynamak için aynı para verilsin? Umarım Sony makul bir fiyat ile karşımıza çıkar.

Aşağıda, CES 2011 Sony basın konferansını ve NGP ile ilgili videoları bulabilirsiniz.



14 Ekim 2010 Perşembe

eRepublik: Tarayıcı tabanlı strateji oyunu

Bir süredir tarayıcı tabanlı oyunlar çok moda. Bunların arasında en bilineni bir Facebook oyunu olan Farmville. Her yaştan ve zevkten insanın bu oyunu oynadığını gördüm Facebook üzerinde.
Yeni keşfettiğim ve çok beğendiğim, Farmville’e benzer bir oyunu tanıtmak isterim. Oyunun adı eRepublik. Oyuna ilk kayıt olduğunuzda milliyetinizi ve yaşadığınız bölgeyi giriyorsunuz ve oyun sizi o bölgeyi hangi devlet yönetiyorsa o devletin vatandaşı yapıyor. Örneğin ben Antalya’da yaşadığım için Akdeniz bölgesi girmiştim, meğerse oyunda Yunanlılar akdenizi ele geçirmiş birden kendimi Yunan vatandaşı olan bir Türk olarak buldum. Gerçek hayat gibi, gerçek insanlarca oyun içinde kurulmuş bir şirkette çalışmaya başlıyorsunuz. Verdiği maaşa göre iş seçebilirsiniz. Çalıştıkça şirketiniz bir ürün üretiyor ve bunu pazarlarda satışa çıkarıyor. Şirketinizin satışı arttırdıkça daha çok kazanıyor ve büyüyor. Bunun yanında savaş çıkarsa diye askeri olarak da günlük eğitime giriyorsunuz. Kütüphaneye gidip mesleğinizde ilerliyor, dinlenme saatleri yaratarak mutluluk puanı kazanıyorsunuz. Oyun içinde gerçek bir global ekonomi var. Para birimleri arasında serbest piyasa içinde değişim yapılabiliyor. Oyun İngilizce olduğu için alışana kadar zorlanılabilir ama alışınca inanılmaz zevkli. Şu ana kadar benim gördüğüm en iyi, en kapsamlı, en derin ekonomo-militer strateji oyunu. Oyuna üye olmak için aşağıdaki reklama tıklamanız yeterli.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Planescape: Torment

Dungeons and Dragons dünyalarının (Realms) henüz bu kadar bozulmadığı güzel günlerde, Baldur's Gate ile birlikte en sevdiğim oyundu Planescape:Torment. CD lerinden biri bozulduğu için bitirememiştim, sonrasında da yeni oyunlar yeni hayatlar derken bir türlü tam olarak oynayamadım bu oyunu. O dönemlerde orijinal oyun bulamazdınız, bulduğunuz oyun da ateş pahası olurdu. Oyunların hala çok ucuz olduğu söylenemez ama ekonomik koşullara göre göreceli olarak daha alınabilir durumdalar. Ayrıca internet sayesinde istediğimiz oyuna da rahatlıkla ulaşabiliyoruz.

İşte Planescape: Torment da bu oyunlardan biri artık. Vista ve windows 7 ile uyumlu hale getirilen versiyonu yanında bir çok hediye ile birlikte internetten satın alınabiliyor. Oyunun soundtrack'i, el kitabı, 2 HD wallpaper ile birlikte sadece 10 dolar.

İzometrik bakış açısı ile oynanan, harika bir öyküye sahip, RPG oyunları tarihinde bir kilometre taşı olan bu oyunu alabilmek için buraya tıklamanız yeterli.

Baldur's Gate oyununu da buradan satın alabilirsiniz.